Ahbap Derneği’ne yönelik devam eden soruşturma sürecinde, iki yeni ifadenin ortaya çıkması hukuk ve kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Soruşturma kapsamında derneğin mali işlemleri, bağışların akıbeti ve şüphelilerin bireysel suçlamaları üzerine detaylar gün yüzüne çıktı. Özellikle derneğin eski yöneticilerinin ve önemli isimlerin ifadeleri, olayın sadece bir hata değil, ciddi bir usulsüzlük ve güven sarsıcı olaylar silsilesi olduğunu gösteriyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde alınan yeni ifadelerde, eski yönetim kurulu üyesi Hüseyin Küçük ve Fatih Eke’nin detaylı açıklamaları dikkatle incelendi. Hüseyin Küçük, derneğin saymanlığı döneminde bağışların amacına uygun kullanıldığını ve o dönemde birçok alımın piyasa oranlarının altında gerçekleştirildiğini iddia etti. Ayrıca, toplam bağış tutarının yaklaşık 4 milyar liraya ulaştığını ve bu paranın deprem sonrası ihtiyaç sahiplerine yönlendirildiğini savundu. Derneğin faaliyetlerinin devlet tarafından denetlendiğini öne süren Küçük, denetimlerin düzgün ve şeffaf olduğunu belirtti. Ayrıca, derneğin mali işlemlerini uluslararası standartlara uygun şekilde denetlediklerini ve herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmadığını vurguladı.
İkinci yeni ifade ise Fatih Eke’ye ait olup, kendisinin kripto para sektöründe faaliyet gösterdiği ve bu alandaki işletmesinin Haluk Levent’e satılmasıyla ilgili detayları içeriyor. Eke, satış sonrası Haluk Levent’in kendisine çekler verdiğini ve bu çeklerin karşılığını tam olarak alamadığını belirtti. Ayrıca, yapılan anlaşma doğrultusunda toplam 7 milyon dolar değerinde satış gerçekleştiğini ve yine bu satıştan elde edilen gelirlerle Hatay’da bir okul projesine girişildiğini aktardı. Ancak, ödemelerde çeşitli sorunlar yaşandığını ve projelerin beklenildiği gibi tamamlanmadığını ifade etti. Eke, yaptığı açıklamalarda, Haluk Levent ile ticari ilişkilerinin olduğunu ve bu nedenle mağdur olduğunu iddia etti. Kendisine iletilen paraların ve projelerin detayları, soruşturmanın seyrini önemli ölçüde etkileyen iddialar arasında yer alıyor.
Genel olarak, derneğin iç işleyişine dair bu yeni ifadeler, olayın sadece bağış usulsüzlüğü değil, aynı zamanda kişisel çıkarlar ve iç çatışmaların da yaşandığı bir süreç olup olmadığını gündeme getiriyor. Kamuoyunun merakla takip ettiği bu davada, önümüzdeki günlerde yapılacak yeni açıklamalar ve mahkeme kararları, olayın tam boyutlarını ortaya koyacak gibi görünüyor. Dernek çalışanlarının ve faaliyetlerinin bu süreçte nasıl etkileneceği ise büyük bir soru işareti olmaya devam ediyor.
